Adıyamanlılar Mısır ve Suriye deki Katliamlar İçin Tepki Gecesi Düzenledi

Mısır'da darbe karşıtlarına yönelik katliam ve Suriye'deki kimyasal silah saldırısı, Adıyamanlılar Vakfı ve Gerger Çifthisar köyü derneği işbirliğince düzenlenen etkinlikle protesto edildi.  

Eyüp Silahtarağa Meydanı'ndaki etkinliğe çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve üyelerinin yanı sıra, iş, sanat dünyasından bazı kişiler katıldığı programın sunuculuğunu Ahmet Hakan Karagül yaptı.

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan ve Yasin Öztürk’ün Mısırda ki irfan yöneticisi Muhammed El-Biltaci’nin 17 yaşındaki şehit olan kızı Esma için yazdığı şiiri seslendirdi. Duygu dolu anların üst düzeyde olduğu etkinlikte Gerger Çifthisar köyü derneği Başkanı Mehmet Ataş’ın selamlama konuşmasının ardından kürsüye çıkan Adıyamanlılar Vakfı Başkanı Ömer Özkartal, bir temenni ve sesleniş olması amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.  

Türkiye'de ve Ortadoğu'da oynanan oyunların herkes tarafından bilindiğini anlatan Özkartal, ülkede sağlanacak birliğin önemine dikkati çekerek, "Olay Ortadoğu'nun hepsini kapsıyor. Ülkemiz de bu yaşanan olayların dışında değildir. Bizim ülkemizde de senoryalar hazırlanıyor. Herkesle, kardeşçe ve barış içinde yaşayarak, ülkenin huzur ve barışı için çalışacağız" diye konuştu.  

Müslümanlar arasında farklı gruplar oluşturulmaya çalışıldığını belirten Özkartal, "Adına ister Sisi veya başka bir isim deyin. Müslümanları birbirine öldürterek hezimete uğratıyorlar. Biz sivil toplum kuruluşları olarak ülkemizde huzurun, istikrarın ve barışın devam etmesi için hep beraber olacağız" dedi.  
  
"300 tavuk öldürülmüş olsaydı" 

Adıyamanlılar Vakfı Onursal Başkanı Nevzat Bayhan da zalime "zalim" demek, mazluma da "senin yanındayız" demek için bir araya geldiklerini belirtti.  

Firavunların hala ölmediğini söyleyen Bayhan, Suriye ve Mısır'da yaşananlarla ilgili, "Bırakalım bin 300 kişiyi, çocuğu, genci, Müslümanı, Amerika, Rusya veya Kanada'da 300 tavuk öldürülmüş olsaydı, bütün dünya çevrecileri ve hayvanseverleri şu an tencere, tavayla dünyayı dolaşacaklardı. Ama bin 300 çocuk öldürülüyor. Kimseden ses çıkmıyor. Ve bu sadece kameralara yansıyanlar" diye konuştu.  

Kalbi ve ruhunda insanlık taşıyan herkesin kimyasal saldırı sonucu zehirlenen çocukları gördüğü zaman etkilendiğini dile getiren Bayhan, "O insanlar kalbi ve beyniyle de acı çekmiştir. Gözleri de yaşarmıştır. Eğer yaşarmamışsa “4 ayaklılar ondan daha duyguludur” diyebiliriz. Acıyı hissediyorsanız, burdasınız. Başkasının acısını hissediyorsanız, insansınız. Başkasının acısını hafifletmeye, sarmaya çalışıyorsanız, işte o zaman Müslümansınız" ifadelerini kullandı.  

Bayhan, zalimlerin zulmüne dur demek için de toplum olarak herkesin elinden geleni yapmaya çalışması gerektiğini dile getirdi.  

Adıyamanlıların Suriye ve mısır’a yönelik düzenlenen tepki gecesine katılan Gazeteci Ünal Tanık, Ortadoğu da yaşananları farklı bir pencereden ele aldı.

Dünyada ve Türkiye de perde arkasında ve perde önünde yaşananlardan bahsederek, 1.7 milyarlık İslam coğrafyasında her tarafta kan ve güz yaşı olduğunu, bunun tek nedeni ise Müslümanların kendi içerisindeki beceriksizliğinden, tutarsızlığından ve birbirini çekememezliğinden kaynaklandığını söyleyen Gazeteci-Yazar Ünal Tanık şunları kaydetti:

“1916 yılında Haziran ayında yani 97 yıl önce Magnum harbiye İngiltere’nin genel Valisi… Hem duyduğumuz Türklere ve Osmanlıya hakaret ettiği dediğimiz insan Şerif Hüseyin ile birlikte oturdular bizim bulunduğumuz Coğrafyayı kalemle ve cetvelle oturup bir harita çizdiler. Yani bugünkü ülkelerin haritaların çizimini yaptılar. Bu harita çizilirken Şerif Hüseyin coğrafi bir takım ülkeler vaat edilir. Sonra da Hicaz bölgesi bugün bildiğimiz Suyut ailesine verilince de Şerif Hüseyin açıkta kalır. Sonrasında aradan zaman geçtiğinde bir takım itilaflar sonrasında Şerif Hüseyin’e ülke verilmediği anlaşılır. Ve ondan sonra da haritalar yeniden masa üzerine konulur. İşte, Filistin dediğimiz coğrafyasının bir tarafından Lübnan dan güneyden biraz tırtıklanarak tabir caiz ise bugünkü Ürdün Devleti ortaya çıkarılıyor. Biz işte şimdi Kral Abdullah’ı biliyoruz onu… Onun babası kral Hüseyin’di. Onun dedesi ise Şerif Hüseyin’di. İşte o bildiğimiz bu coğrafya ya, Osmanlıya ihanet eden insanların sülalelerin nasıl olduklarını ortaya çıkmasını gösteriyor. Osmanlı nın yıkılmasında ise bugünün ihtiyacı 20. yüzyılda petrol dediğimiz kara altının maalesef bu coğrafyanın çektiğinin temelinde dünyanın yeni enerji olarak görülüyor. Yani dünyanın ihtiyacı olan petrol bu coğrafyada çıkıyor. Bu coğrafyanın çektiği sıkıntıların temelinin birinci sırasında işte bu var. Firavunlar 1500-2000 yıl önce o coğrafyadaydı. Bugün ise onun uzantıları var. İşte bugün Mısırda Sisi olarak çıktı karşımıza... 10 yıl önce ise Bush olarak bu coğrafyadaydı. Anlaşılan değişen bir şey yok. Türkiye’yi ve Mısır ve Suriye n inin neden bu kadar ilgilendirdiğini de anlatan Tanık, Bunun iki sebebi var. Bunlardan birincisi 900 km.lik bir sınırımız var. İkincisi ise birçoğumuzun akrabaların bugün Suriye de ikamet ediyor olmasıdır. Mısır ise yine bu coğrafyanın devamı olduğu için bizi ilgilendiriyor. Bu ülke ile de deniz komşusuyuz. 100 yıl önce o harita çizilmeden o coğrafya bizimdi” dedi.

Mursiye ye yapılanları Türkiye’de de gerçekleştirmek istediler…

İslam coğrafyasında Müslümanlara karşı oynanan oyunların dur durak bilmeden devam ettiğini kaydeden Gazeteci-Yazar Ünal Tanık, 3 Temmuz da Muhammed Mursiye karşı uygulanan hain planın aynısını 31 Mayıs da Türkiye de yapılmak istendiğini kaydederek, 31 Mayıs gezi parkı adı altında bir takım gerekçelerle bu ülkeyi büyük bir kaosa sürüklemek istediklerini ve her ne kadar Gezi parkı başlangıçta masum gibi görünse de gerçekte önemli bir felakete taşımak istediklerini söyledi.

Tanık, “Bu coğrafyanın 100 yıllık birikimi birinci dünya savaşında Cumhuriyetin kurulmasıyla perde arkasında kaybettirilen bu topluma değerlerimizin üzerinde silindirler geçirilmiştir. Ve o silindirlerin altında yeniden filizlenmiştir. O filizler bugün İşte bu coğrafya da farklı kesimlerde farklı bölgelerde Türkiye’nin farklı yerlerinde farklı isimler olarak karşımıza çıktı. Bunlar tırpanlanmak isteniyor. Bunu teamül edemeyenlerin bir araya geldiği ortaya koydukları bir sonuçtur” dedi.

Gezi parkı olayı bir ayaklanmaydı

Gezi parkında yapılanları gün be gün takip ettiğini ve buradaki asıl maksat park veya ağaç değil, bir ayaklanma olduğunu söyleyen tanık, Gezi parkında yaşananlar ve orada ortaya çıkarılan bir ayaklanmaydı. Asıl amaç ise hükümeti ve hükümetinin de ardında bu coğrafyada yetişen her şeyi silindir gibi yeniden üzerinden geçirmeye çalıştılar. Rota haber olarak bu olayın perde arkasında ayaklanmanın olduğunu 31 Mayıs akşamında okuyucularına bunu paylaştı. Ve o gün ben AK partinin  üç genel başkan yardımcısıyla birer görüşme yaptım. Gezi parkı olayında park ve ağaç kesimi bahane olduğunu ve asıl maksadı ayaklanma olduğunu anlatmaya çalıştım. Bunlardan ikisi beni anlamaya çalıştı ancak bir tanesi ise olayı fazlasıyla abarttığımı söyleyince doğrusu üzülmüştüm. Düşündüğümü bu üç Genel Başkan’a anlatamayacağımı anlayınca o akşam gece yarısı oturdum bir yazı yazdım. “Biri bu olay’ı Erdoğan’a Anlatsın”  diye… Yazı da bunun bir ayaklanma olduğunu söyledim. Bazıları aklımızla alay etseler bile gerçekler kısa süre geçmeden ortaya çıktı. Bu durumda ne kadar haklı olduğumuzu da anlamış oldular. Taksim meydanına giden gazeteciler bu camianın Televizyoncuları da aynı şekilde aynı yola girdiler. Oraya gidenler çiçek böcek haberler yaptılar.  Bir gün Gezi parkına gittiğimde sehpanın üzerinde duran cep telefonumla birkaç resim çektim. Ve o resimleri de aynı gün yayınladım. Taksim7in girişinde “Kızıl meydanına hoş geldiniz” diye dev bir pankart asılıydı. Bunun dışında aklınıza gelebilecek her türlü rezaletin sergilendiği bir meydanla karşılaştık. İşte o gün yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında yayınladığım fotoğraflar toplantının gündemine geliyor. Bakanlar, “Bize Taksim’i bugüne kadar bize gösteren olmadı” şeklinde bir söylemde bulundular.

Üç rauntluk maç devam ediyor…

Taksim ile Mısır olayların birbiriden farkı olmadığından bahseden Tanık,  “Ne acı bir olay ki, Taksimde sergilenenler Mısır’da da sergilenmeye başladılar. Mısır da hayata geçirilen projede oradan alınıp yeniden ikinci kez Türkiye de sergilenmeye çalıştılar. Bu dönem ise hala geçmiş değil. Bu dönem devam ediyor. Bu olayı bir Boks maçıyla anlatmaya çalışacağım. 3 rauntluk bir maç düşünün. 1.raunt, gezi eylemcilerin 7-2 üstünlük bir galibiyetle sonuçlanmıştı. 2. Rauntta ise Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 6 Haziran’da Kuzey Afrika dan gelmesiyle Atatürk Havaalanındaki miting Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 6-4 üstünlüğü ile sonuçlanmıştı. Yani AK parti kazanmadı. Tayyip Erdoğan kazandı. Şimdi Üçüncü raunt sergileniyor. Bununla ilgili hazırlıklar devam ediyor. Birinci raunt daha net idi ve kısa süre sürdü. Üçüncü raunt ise sinsice planlanan bir raunttur. 1. ve 2. Raunt ile kıyaslanamayacak derecede uzun süreli olacak. Eğer yerinde ve zamanında doğru adımlar atılmasa doğru tedbirler alınmasa İşte bu Türkiye için büyük bir felaket olur. Bu son raunt da bu ülkeye Mısır’da 3 Temmuz da yapıldığı gibi bütün kazanımlar yok edilmek isteniliyor. Bunun peşinde yapılmak istenenler bunun ne olacağını tek cümle ile ifade edebilirim. Çok samimi söylüyorum Türkiye de yaşanan acılar Mısırdan kat ve kat fazla olur. Çünkü o kadar intikam duygularıyla geliyorlar ki ve bu senaryo sahnelenip gerçekleşirse samimi söylüyorum Mısır ve Suriye de yaşananlar sadece laboratuar çalışması gibi kalır” diyerek gecenin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Sık sık tekbir getirilen etkinlikte sahneye çıkan Adıyamanlılar, hep birlikte Rabia işareti yaptı.

Haber: Abdulkerim SONKAYA/ İSTANBUL

 

Resim Galeri

Son Eklenenler